Türkiye’nin İlk İklim Kanunu TBMM’de Kabul Edildi ve Resmi Gazete’de Yayımlandı

Türkiye’nin iklim politikaları açısından önemli bir eşik olan İklim Kanunu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilerek yasalaştı. Şubat ayında kamuoyuyla paylaşılan taslağın ardından yapılan değişikliklerle birlikte genel kurulda kabul edildi ve 9 Temmuz 2025 tarihli Resmi Gazete‘de yayımlanarak resmen yürürlüğe girdi. 20 madde ve 2 geçici maddeden oluşan kanun; adil geçiş, emisyon ticaret sistemi, karbon piyasaları, iklim adaleti ve gönüllü karbon mekanizmaları gibi kavramları yasal çerçeveye almayı ve iklim değişikliğiyle mücadelenin temel ilkelerini belirleyerek sonraki yasal düzenlemeler için bir çerçeve oluşturmayı amaçlamaktadır.

İklim Kanunu Neleri Kapsıyor?

İklim Kanunu, çevre politikalarının yanında ekonomi, enerji, tarım, ulaşım, yerel yönetimler ve özel sektör dahil olmak üzere çok sayıda alanı kapsayan çok katmanlı bir dönüşüm sürecini beraberinde getirmektedir. Türkiye’nin iklim değişikliğiyle sistemli bir şekilde mücadele etmesini sağlamak, sera gazı salımlarını azaltmak, yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek, iklim değişikliğine uyum kapasitesini artırmak ve doğal kaynakların korunmasını güvence altına almak Kanun’un temel hedefleri arasında yer almaktadır. Kanun ile birlikte İklim Değişikliği Başkanlığı’nın görev ve yetkileri de netleşmiştir. Kurumlar arası koordinasyonun sağlanmasından sera gazı salımlarının izlenmesine, karbon fiyatlandırma araçlarının yönetiminden Emisyon Ticaret Sistemi’nin kurulmasına kadar geniş bir sorumluluk alanı Başkanlık bünyesinde toplanmaktadır.

İklim Kanunu’nun en kapsamlı düzenlemelerinden biri olan Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ile, başta elektrik üretimi, çimento, demir-çelik ve gübre olmak üzere yüksek salım yapan yaklaşık 750 büyük sanayi tesisinin emisyonları ton bazında fiyatlandırılacaktır ve buradan elde edilecek gelirlerin yeşil dönüşüm projelerinde kullanılması planlanmaktadır. ETS’nin gözetimi Enerji Piyasaları İşletme A.Ş. (EPİAŞ) tarafından yürütülmektedir. Ayrıca, özel sektör ve ilgili kamu kurumlarının yer aldığı bir Danışma Kurulu aracılığıyla piyasanın işleyişi düzenli olarak izlenecektir. Öte yandan, sera gazı emisyonlarının izlenmesi, raporlanması ve doğrulanması (İRD) konusunda daha kapsayıcı bir sistem oluşturulmakta ve yükümlülüklere uymayan işletmelere idari para cezaları uygulanması öngörülmektedir.

Türkiye’ye ithal edilen malların karbon ayak izinin değerlendirileceği Sınırda Karbon Denkleştirme Mekanizması’nın (SKDM) kurulmasının da önü açılmıştır. Bu mekanizma ile yüksek emisyonlu ürünlere yönelik düzenlemeler hayata geçirilerek sanayide karbon kaçağı riskinin önüne geçilmesi hedeflenmektedir. YİDEP’lerin hazırlanması ve ilgili kuruluşlar için belirlenen diğer yükümlülüklerin yerine getirilmesi için son tarih 31 Aralık 2027 olarak belirlenmiştir.

Yerel düzeyde, iklim mücadelesinin güçlendirilmesi amacıyla her ilde Yerel İklim Değişikliği Eylem Planı’nın (YİDEP) hazırlanması zorunlu hale getirilmiştir. İl düzeyinde hazırlanması öngörülen YİDEP’leri, büyükşehir illerde Büyükşehir Belediyelerinin, diğer illerde il (merkezi) belediyesi ve il özel idaresinin birlikte hazırlaması öngörülmektedir. Valiliklerin koordinasyonunda kurulan İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulları aracılığıyla planların hazırlanması ve uygulanmasında yerel paydaşların rolü tanımlanmıştır.

İklim Kanunu kapsamındaki tüm bu düzenlemeler, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler’e sunacağı Ulusal Katkı Beyanı (NDC) kapsamındaki iklim taahhütlerini yerine getirmesine doğrudan katkı sağlamayı amaçlamaktadır.

Kaynak Çevre İklim Derneği (REC) sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin