COP31 Türkiye’de Düzenlenecek

Brezilya’nın Belem kentinde devam eden -COP30 İklim Zirvesinde- 2026 yılında gerçekleştirilecek COP31’in Türkiye’de düzenlenmesine karar verildi.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNFCCC) 30. Taraflar Konferansı, COP30 görüşmeleri Brezilya’da devam ederken, Türkiye ile Avustralya arasında bir süredir devam eden gelecek yılki toplantıya ev sahipliği yapma konusundaki uzlaşmazlık nihayet çözüme kavuşturuldu. Süregelen tartışmalar çerçevesinde Türkiye daha önce İngiltere lehine çekildiği 2022’deki COP26 adaylığından sonra ikinci kez iddiasından vazgeçmeyeceğini ve Avsutralya ise krizden en çok etkilenen küçük ada ülkelerinin sesini duyurmak için zirveyi üstleneceğini ileri sürüyordu. Müzakereler sonucunda 2026 yılında düzenlenecek olan 31. Taraflar Konferası COP31 İklim Zirvesi’nin ev sahipliğini Türkiye’nin yapması konusunda anlaşmaya varıldı. Ana organizasyonu Türkiye’de gerçekleştirilecek bu önemli zirvenin Antalya’da yapılması planlanıyor. Türkiye, ev sahipliği görevini üstlenirken eş zamanlı olarak ulusal düzeyde hazırlıkları yürütme, müzakere masalarında başarılı sonuçlar çıkarma yönünde sorumluluk almış bulunuyor. Avustralya ise COP31’in başkanlığını üstlenerek modalitenin yürütülmesinden sorumlu olacak. Böylece Avustralya, Pasifik bölgesinden gelecek görüş ve taleplerin konferans gündemine etkin biçimde taşınmasında arabulucu rolü üstlenecek.

COP30 Görüşmeleri Devam Ediyor

Küresel iklim rejimi açısından yeni bir eşik niteliği taşıyan COP30, bu yıl Brezilya’nın Pará eyaletinin başkenti Belém’de düzenliyor. COP30’a ev sahipliği yapan Belém’in Amazon havzasındaki konumu iklim krizinin sadece küresel ısınmadan değil, ormansızlaşma, iklim adaleti ve kırılgan gruplara ilişkin sorunlar, biyoçeşitlilik ve su krizi gibi boyutlarına dikkat çekmek açısından da önem taşıyor. Yaklaşık iki hafta sürecek zirve boyunca 50 bine yakın delege, bugüne kadar belirlenen iklim hedef ve ilkelerini, verilen taahütlerin ne kadar yerine getirildiğini ve bundan sonra neler yapılabileceğini tartışmak üzere bir araya geldi.

COP30’un başlamasıyla ortaya çıkan en önemli gelişmelerinden biri, iklim değişikliği konusunda gittikçe yaygınlaşan dezenformasyonun önlenmesi için “İklim Değişikliği Konusunda Bilgi Bütünlüğü Bildirgesi”nin1 imzaya açılmasıydı. Böylece iklim değişikliğiyle ilgili bilgi bütünlüğünü ilk kez bir BM İklim Konferansı düzeyinde öncelik haline getirildi. Bildirge’de taraf ülkeler, iklimle ilgili doğrulanmış, kanıta dayalı bilginin yaygınlaştırılmasını, dezenformasyon ve yanıltıcı içeriklerle mücadeleyi ve bu süreçte bilim insanları ile medyanın güvenli ve özgür çalışmasını destekleme taahhüdünde bulundu. Ayrıca bu çerçeveyi güçlendirmek için UNESCO ve Birleşmiş Milletler ile Brezilya’nın eş-başkanlığını yürüttüğü “İklim Değişikliği Konusunda Bilgi Bütünlüğü Küresel Girişimi2 kurularak şeffaflık, hesap verebilirlik ve insan haklarıyla uyum ilkeleri çerçevesinde, çevrimiçi ekosistemde algoritmalar, reklam ve içerik politikalarının daha saydam ve sağlam bilimsel temele dayanan güvenilir bilgi üzerinde şekillenmesini amaçlayan bir inisiyatif oluşturuldu.

Son yıllardaki bilimsel değerlendirmeler ve bazı ülkelerin NDC’lerini ve yeni 2035 taahhütlerini sunmasıyla birlikte Climate Action Tracker’ın yaptığı son güncellemeye göre, mevcut durumda dünyanın yaklaşık 2,6°C ısınma patikasına kilitlediği görülüyor. Yani, Paris Anlaşması’nın 1,5°C hedefiyle mevcut politikalar arasındaki fark büyümeye devam ediyor. Bu nedenle COP30, birçok gözlemci tarafından 1,5°C sınırının fiilen kaçırıldığının açıkça ortaya koyulduğu ilk iklim zirvelerinden biri olarak görülüyor.

Zirvedeki konuların merkezinde bu yıl da iklim finansmanı bulunuyor. Bakü’deki COP29’da karara bağlanan “Yeni Kolektif Sayısallaştırılmış Hedef” (NCQG), gelişmiş ülkelerin iklim eylemi için sağlayacağı yeni finans hedefini tanımlıyor ve COP30’da bu hedefin nasıl işleyeceğine dair bir “Bakü-Belém Yol Haritası” tartışılıyor. İklim Finansmanı Bağımsız Üst Düzey Uzmanlar Grubu (IHLEG)’in yol haritasına göre, 2035’e kadar geliştirilecek mekanizmalarla gelişmekte olan ülkelerde iklim eylemini desteklemek üzere sağlanan finansman tutarının yılda en az 1,3 trilyon ABD doları seviyesine çıkarılması gerektiği öngörülüyor.3 Tartışmalar sadece rakamların büyüklüğüne değil finansmanın dağılım dinamiklerine de odaklanıyor. Gelişmekte olan ülkeler, yeni hedefin en az yarısının hibe niteliğinde olmasını ve azaltım–uyum finansmanının dengeli bir şekilde (örneğin 50/50 oranında) dağıtılmasını talep ederken; gelişmiş ülkeler hibelerin sınırlı tutulmasını, özel sektör yatırımının ana unsur hâline gelmesini ve hedefin yıllık değil, toplam mobilize edilen miktar üzerinden değerlendirilmesini savunuyor.

COP30’daki diğer kritik tartışma gündemi biri de uyum eylemlerinin ölçülebilirliği konusunda devam ediyor. Paris Anlaşması çerçevesinde “Küresel Uyum Hedefi”nin hayata geçirilmesi için ortak göstergeler üzerinde uzlaşma arayışı sürüyor. Bu kapsamda, iklim etkilerine ne kadar hazır olduğumuzu ölçmenin ötesinde, uyum için gereken finansmanın gerçekten gerekli yerlere aktarılıp aktarılmadığı, kırılgan grupların ve bölgelerin bu süreçte ne kadar desteklendiği gibi başlıklar tartışılıyor. Özellikle sıcak hava dalgaları, su kıtlığı, iklime duyarlı hastalıklar ve gıda güvenliği gibi konularda uyum politikalarının sağlık, sosyal politika ve kalkınma hedefleriyle bütünleşmesi gerektiği vurgulanıyor.

Son olarak, COP30’u önemli kılan konularında başında, ülkelerin güncellenmiş Ulusal Katkı Beyanlarını (NDC 3.0) sunulacak olması geliyor. Türkiye de COP30 açılışında Cumhurbaşkanı tarafından duyurulan yeni emisyon hedefini içeren yeni Ulusal Katkı Beyanı “NDC 3.0″ı4 UNFCCC sekreteryasına sundu. Bu güncelleme kapsamında Türkiye, BAU (Business as usual) senaryosuna göre artıştan azaltım yoluyla 2035 yılına kadar sera gazı emisyonlarını yaklaşık 643 milyon ton CO₂-eşdeğeri seviyesinde sınırlandırmayı hedefliyor. Türkiye’nin yeni NDC’si ayrırıca, enerji, sanayi, ulaştırma, tarım, atık yönetimi ve arazi kullanımı dahil olmak üzere tüm büyük sektörlerde kapsamlı dönüşüm planlarını içeriyor.

Birçok ülke, 2025’e kadar güncellenmesi gereken yeni NDC’lerini ya sunmadı ya da sunduğu planlar Paris’te hedeflenen 1.5°C patikası arasındaki farkı kapatmaya yetmiyor. Bu nedenle COP30’da yeni hedeflerden çok, mevcut hedeflerin gerçek ekonomik göstergelerle ne kadar uyumlu olduğu, enerji, ulaştırma, sanayi, binalar ve tarım gibi sektörlerde ne kadar somut dönüşüm sağlandığı gibi konular tartışılıyor. Kısacası Belém’de süren COP30, çerçeve sözleşme ve Paris hedeflerinin giderek daha zor, hatta pek çok senaryoda ulaşılamaz hâle geldiğinin ortaya çıktığı bir zirve olarak tamamlanacak gibi görünüyor.

  1. https://www.unesco.org/sites/default/files/medias/fichiers/2025/11/cop_30_declaration_information_integrity_on_climate_change_12112025.pdf ↩︎
  2. https://www.un.org/en/climatechange/information-integrity ↩︎
  3. https://www.wri.org/insights/ncqg-climate-finance-goals-explained ↩︎
  4. https://unfccc.int/sites/default/files/2025-11/The%20Second%20NDC%20of%20T%C3%BCrkiye.pdf ↩︎

Kaynak Çevre İklim Derneği (REC) sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin