KANALB COP29 Değerlendirmesi
Kaynak Çevre ve İklim Derneği (REC) Yönetim Kurulu Başkanı Rifat Ünal Sayman, 19 Aralık 2024 tarihinde KanalB ekranlarında yayınlanan Günce programına konuk oldu. Duygu Çalı’nın canlı yayın konuğu olan Sayman, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de gerçekleşen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı (COP29) zirvesini değerlendirerek, iklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası düzeyde finansmana erişim ve politik iradenin yetersizliği gibi önemli konulara dikkat çekti.
Uluslararası Krizlerin Gölgesinde COP29 Zirvesi
“COP29, beklenen büyük ilerlemelerin olmadığı bir zirve olarak hafızalarımıza kazındı. Dünya genelindeki krizler, etkin karar alınmasını ciddi anlamda zorlaştırdı.” diyen Sayman, zirvenin Rusya-Ukrayna savaşı, Israil-Filistin çatışması ve Avrupa’daki siyasi belirsizliklerle şekillendiğini ifade etti. “ABD, Çin, Rusya, Hindistan ve Brezilya gibi karbon salımının %50’sinden fazlasını oluşturan ülkelerin liderlerinin yokluğu, zirveden çıkacak kararların etkisini doğrudan azalttı.” diye ekledi.
Sayman, zirvede alınan kararların olumlu yanlarına da değindi: “Bakü’de gelişmiş ülkelerin, gelişmekte olan ülkelere finansman desteğini artırmasına yönelik önemli bir adım atıldı. Yıllık 100 milyar dolarlık taahhüt, 2035 itibariyle 300 milyar dolara çıkarıldı.” Ancak bu finansmanın büyük ölçüde kredi olarak verileceğine dikkat çekerek, “Bu kesinlikle karşılıksız bir yardım değil. Yeni bir finansal sistem geliştiriliyor ancak gelişmekte olan ülkelerin geri ödeme zorluğu yaşayabileceğini görüyoruz.” dedi.
“Ayrıca Çin ve Suudi Arabistan gibi yeni gelişmiş ülkelerin de finansman katkısında bulunacaklarını açıklamaları, zirvenin olumlu gelişmeleri arasında yer aldı.” diyen Sayman, dünya genelindeki yıllık iklim finansmanı ihtiyacının halen 8 trilyon dolar olduğuna ve mevcut harcamaların bunun ancak 1 trilyon dolarlık kısmını karşılayabildiğine dikkat çekti.
Türkiye’nin COP29 Performansı
Sayman, Türkiye’nin COP29’daki başarılarına vurgu yaparak, şunları dile getirdi: “Türkiye, 2053 yılında net sıfır karbon emisyonu hedefine ulaşmayı planlayan uzun dönemli stratejisini açıkladı. Ayrıca Paris Anlaşması kapsamındaki ilerlemesini raporlayan üçüncü ülke oldu ve bu çalışması Birleşmiş Milletler tarafından takdir edildi.” COP31 ev sahipliği için Avustralya ile ciddi bir rekabetin olduğuna dikkat çeken Sayman, şu yorumu yaptı: “Yüksek karbon salımı yapan ülkelerde ardı ardına konferanslar düzenlenmesi, iklim mücadelesi açısından uygun bir mesaj vermiyor. Türkiye’nin ev sahipliği bu bakımdan önemli bir adım olabilir.”
Yeşil Taksonomi ve İklim Finansmanının Geleceği
Sayman, Avrupa Birliği tarafından geliştirilen yeşil taksonomi sistemine dikkat çekerek, şu sözleriyle bu konuyu açıkladı: “Bu yeni yaklaşım, hangi faaliyetlerin iklim dostu olarak kabul edileceğini belirliyor. Türkiye’deki şirketlerin, iklim finansmanına erişmek için faaliyetlerini bu sınıflandırmaya uygun hale getirmesi gerekiyor. Sürdürülebilirlik raporlaması, büyük şirketler için artık bir zorunluluk haline geldi.” Önümüzdeki dönemi de “2025 yılı, Paris Anlaşması kapsamında ülkelerin yeni hedeflerini belirlemesi açısından kritik olacak. Türkiye’nin de bu süreçte daha iddialı hedefler koyması gerekiyor. COP29’da alınan kararlar, olumlu gelişmeler sağlasa da yeterli değildir. Finansman, politik irade ve uluslararası işbirliğinin artması gerekiyor.” olarak açıklayan Sayman, tüm paydaşların 1,5 derece hedefini yaşatmak için bir an önce harekete geçmeleri gerektiğini vurguladı.
